Eskiden yani çok değil 5 yıl önce falan, sokakta, parkta, markette hep mutsuz anneler görürdüm. Yakınan ,şikayet eden anneler. Her biri eve yetişmeye çalışan, eve gidince yapılacak çok işi olan, çocukları zapt edemeyip feryat figan bağıran mutsuz anneler. Annelik bana dünyanın zor ve en keyifsiz işiymiş gibi geliyordu.
Sonra bende anne oldum, yorucu dönemler geçirdim. Hem yalnızdım, hem para kazanmam gerekiyordu, hemde çocuk bakmak işinin tamamen annenin görevi olduğunu düşünen, geleneksel fikirleri olan bir kocam vardı. Evde olmaktan, temizlik yapmaktan ve yemek yapmaktan hiç hoşlanmayan ben 8 ay boyunca evdeydim.
Tam bir imtihan dönemi yani. Hem gazlı , hem inatçı hem de çabuk uyanan bir kızım vardı. Tiyatro ve sinema aşığı olan ben tam 19 ay boyunca ne tiyatro ne de sinema izleyemedim. Her şeyi bir yana bırakalım bunları yapamıyor olmak benim için çok üzücüydü. Ama hiç yakınmadım , dert etmedim. O günlerde çocuğumu büyütmeye ve onunla güzel şeyler paylaşmaya odaklandım.
Ancak şimdi ki aklım olsa, sevdiğim şeyleri yapmak için elimden geleni yapardım. Böylece daha mutlu bir anne olurdum çünkü. Eminim.
Annelik bana çok yorucu geldi, kabul ediyorum. Çünkü bir zan bana emanet edilmişti, bakımı, beslenmesi, eğitimi, hijyeni hepsi çok önemliydi ve eksiksiz olmalıydı. Bunları mükemmel yapabilmek zaman ve emek gerektiriyordu. Şimdi iki tane çocuğum var ve mükemmel olmasam da onların ihtiyaçlarına cevap verebilen bir anne olduğum için mutluyum.
Yeni anneler, ilk kez anne olacak olanlar, anne olmayı hayal edenler size sesleniyorum. Abartmayın, zorlamayın , kasmayın kendinizi. Mükemmel anne yoktur, olmayacaktır. Sen de mükemmel bir anne olamayacaksın. Bunu neden söylüyorum biliyor musun? Bu soluksuz kalacağın, uzun maraton bir koşu gibi. Çok güce ve enerjiye ihtiyacın var, şuan var olan enerjini fazladan tüketme, çünkü bir zaman sonra tükeniyorsun. Yavaş yavaş , ağır ağır, sakin sakin git. Bak şöyle etrafına mükemmel bir anne görüyor musun? Ben göremedim henüz. Ama şunu anladım, her anne kendi bütünlüğü içinde zaten mükemmel. Gerçekten. Aşırı Çaba sarfettiğinde daha mükemmel olmuyorsun, daha çabuk tükeniyorsun sadece. Yapma. Kendine haksızlık etme.
Mükemmel olduğunu kanıtlama çabasına girme, komik duruyor. Sürekli nasıl bir anne olduğunu anlatan kişi karşı tarafı da yoruyor. Hem kimin ne düşündüğü ve düşüneceği kimin umurunda.
Çocuğun için özel zevklerinden ,seni mutlu eden şeylerden uzak tutma kendini. Bunun için kimseye ödül vermiyorlar, sana da vermeyecekler muhtemelen.
çocuğundan özgürleşmeyi erteleme, o sana bağımlı bir varlık değil, sensiz de vakit geçirebilmeli. Başkalarına güven ve bırak o da birey olabilsin.
Hayatını daha konforlu hale getirmenin yollarını bul. İşlerini daha pratik yapabileceğin bir hale getir. Evdeki fazlalık eşyalardan kurtulmak gibi, kullanılmayan odaların kapılarını kapalı tutmak gibi, her gün her yeri bal dök yala hale getirmeye çalışmamak gibi, misafir kabul etmemek gibi, seni yoracak işleri günlere bölmek gibi, yardımcı çağırmak gibi, babayı çocuk bakımında ve ev işlerinde aktifleştirmek gibi. Bunu yapabilecek yolları biliyorsundur eminim, erkekler kolay varlıklardır dimi?
Dostlarınla kahve keyfi yapacak zamanların mutlaka olsun.
Yakınma, şikayet teme, söylenme. Kötü görünüyor hiç hoş değil.
Seni sen yapan değerlerini asla unutma, sen sadece anne değilsin unutma.
Kocanı ihmal etme, sen bir kadınsın aynı zamanda. Hem erkekler ihmale gelmez.
İkinci çocuk için çok bekleme 3 yaş çok ideal. Çok yorucu oluyor emin ol, ancak beraber yaşamayı öğrendiklerinde hayat çok keyifli oluyor.
Çalışmayı ve üretmeyi erteleme, çalışan annelerin çocuklarıyla daha kaliteli zaman geçirdiği kesin.
Oku, Oku, Oku… Bu tavsiyeler arasında en önemlilerden biri…
Mutlu ol, şarkı söyle,şarkı dinle, merak et, araştır, bol bol film izle, kahve iç, iş kur, aşkla yaşa…
İşte ben tüm bunları yapmaya başlayınca çok üretken, çok mutlu, çok aşık bir kadın oldum. Öyle mutluyum ki şuan. Herşey geliyor ve geçiyor sadece yaşanan güzel anlar kalıyor geriye. Kendinden bu mutluluğu esirgeme.
Geçenlerde yürüyüş yolunda yürürken bir marketin önünden geçtim, yanımda kızım ve oğlum vardı, manav reyonundaki sebzeler çok davetkardı. Hadi içeri girelim ve alışveriş yapalım dedim. Biri kucağımda biri elimde iki çocukla girdim içeri, sebzeleri beraber seçtik, çok güldük, çok eğlendik. Eve yetişmemiz şart değildi, olsun bu akşam sofrayı biraz geç kuralım ne olur yani. Açlığımızdan ölmeyiz herhalde. Daha eve gidince yemek pişecek de yiyeceğiz diye düşünmeyelim. Tdını çıkaralım şu hayatın.
Eve gidene kadar çok yoruldum. elimde çantalar, çocuklar, eve kendimi zor attım. Kolları sıvadık girdik mutfağa, geç oldu ama sofrayı kurduk, yemeğimizi yedik afiyetle. Sonra kendi kendime düşündüm, yıllar önce bir markette alışveriş yaparken oflayıp puflayan, mutsuz anneler görmüştüm ya, çok üzülmüştüm. Hiç de öyle değilmiş. Annelik keyifli ve çok güzelmiş. Benim bakış açıma ve yaşamak istediğim şekle bürünen büyülü bir dünyaymış.
Sende kendine hayal ettiğin gibi bir dünya yaratabilirsin. Hadi bir yerden başla, bu hayat senin…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder