Sabah olur, gün aydınlanır, bizim evde tam bir telaş başlar. Herkes bir koşturmaca içindedir, Anneler kahvaltı hazırlar, minikler annelerini kolundan bacağından çekiştirir, ağlar, pencereden içeriye gün ışığı sızar, havada hafif bir rüzgar eser, ağaçların dallarına konan kuşların hoş sesleri etrafı doldurur ve biz çocuklar anlamsızca etrafta dolaşır dururuz.
Neyse ki sofra hazırlanır, yere beyaz üzerinde geyik resimleri olan sofra örtüsü serilir, evin tam ortasına denk gelen boş alanda, ki biz oraya çardak deriz. Çardakta büyük bir yer sofrası kurulur, üzerinde el yapımı reçeller, çilek, vişne ve hemen camın kenarında yetisen , evin içine ihtişamlı kokusuyla rahiyasını bırakan kırmızı gül ağacından koparılarak yapılan gül reçeli, az önce ahırdaki ineklerden sağılan üzeri bol kaymaklı süt, tereyağı, bahçe domatesi, salatalık, yemyeşil biberler ve tabi ki bizim emektar tavukların daha soğumamışken altından alınan yumurtaları. Annemin sabahın ilk ışıklarıyla mayaladığı hamurdan yapılmış taze ekmek. Koca bir demlik çay. işte bizim soframız böyleydi ben çocukken. Hala o tadı ararım sofralarımda.
bayram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
bayram etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Eylül 2016 Salı
23 Eylül 2015 Çarşamba
Bayram Mı Geldi?
Bayram mı geldi? dediğime bakmayın bizim evde belki bir aydır bayram muhabbeti dönüp duruyor, yani ha geldi, ha gelecek, az kaldı derken bayramla yaşadık şu son dönemi. Benim ve bizim aile için çok önemli. Her daim bayram sevinci yaşanır, bayram hazırlıkları yapılır. Evin ritmi mutlaka değişir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

