10 Haziran 2016 Cuma

FEDAKAR VE BİR O KADAR DA GÜÇLÜ BİR ANNE: İLKİN KILIÇASLAN

Otizmli çocuğu olduğunu öğrendikten sonra hayata küsmeyip sabırla mücadele eden ve bu konuda diğer anneleri de harekete geçirmek için Kocaeli Otistik Çocuklar Derneği”ni kuran ve başkanlığını yapan İlkin Kılıçarslan’ın başarılı öyküsü ve mükemmel anneliği içinizi titretecek…
Merhaba İlkin hanım öncelikle kendinizden bahseder misiniz?
1966 Gölcük doğumluyum. İlk, orta ve lise tahsilimi İzmit’te yaptım. Anadolu Üniversitesi İktisat mezunuyum. 2011 senesinde Kavakçılık Araştırma Enstitüsünden emekli oldum. Evliyim. Alperen ve Ceren adında iki çocuk annesiyim.  Kurucu başkanı olduğum 2009 yılında kurduğumuz Kocaeli Otistik Çocuklar Derneği’nin halen başkanlığını yürütüyorum ve kendimi tamamen otizmli meleklere adamış bulunmaktayım. Bu benim en büyük mutluluğum.



Siz özel bir çocuk annesisiniz. Nasıl ve ne zaman anladınız oğlunuzun otistik olduğunu?
Hayat gerçekten çok ilginç Tülay hanımcığım. Bu soruya cevap vermeden önce bir anımı paylaşmak isterim. Sene 1992 o zamanlar Ankara’da Orman Bakanlığında çalışmaktaydım. Eşimle de sözlü olduğumuz zamanlardı.  Sinemalarda “Rain Man” Yağmur Adam filmine gitmiştik. Filimde otizmli bir çocuğun ve kardeşinin birlikte yaşadıkları zorluklar anlatılıyordu. Ben çok etkilenmiştim. İşte OTİZM kelimesini ilk defa orada duydum. Ve…1996 da otizmli bir melek olan oğlum ALPEREN dünyaya geldi. Benim ilk çocuğumdu. O 22 aylıkken kızım Ceren dünyaya geldi. Aslına bakarsanız kardeşi doğana kadar hiçbir şey fark etmedik. Huysuz bir bebekti ancak gelişimi gayet normaldi.Tek tük konuşmaya da başlamıştı. Bir tek tuvalet eğitimi geç kalmıştı. Daha sonra  takıntılı hareketleri başladı. Oyuncak arabalarla oynamak yerine tekerleklerini çevirirdi. Kitaplara, kalemlere ve rakamlara büyük ilgi gösterirdi. Durmadan masanın etrafında döner, kuş gibi çırpınma hareketleri yapardı.  Nedensiz ağlama ve gülme nöbetleri olurdu. Müzik kanallarına aşırı ilgisi vardı. Konuşma da sonradan tamamen kayboldu. Bunun üzerine bazı şeylerin ters gittiğini anlayınca 2 Temmuz 1999 senesinde çocuk psikiyatrisine gittik. Ve işin acı tarafı da Evlilik yıl dönümümüz olan o gün oğlumuzun otizm tanısını aldık.
Özel çocuğu olan bir anne olmanın en zor tarafı nedir?
Biz özel çocuklara sahip anneler daha çok sevmeyi, daha fazla sabretmeyi ve fedakarlığın en büyüğünü bulmayı öğrenmek zorundayız. En zor tarafı da “Benden sonra ne olacak?” düşüncesidir.  Çünkü meleğim Alperen tek başına bağımsız yaşayamaz. Ben ölene kadar, o benim bebeğim olarak kalacaktır. Her zaman Allah   bana oğlumun acısını göstermesin ama onu da benim arkamdan bırakmasın diye dua ediyorum. Gerçi inancım  gereği Yüce mevlam bugün onu bana emanet ettiğine göre o zamanda onun için en güzelini yapacaktır diye de düşünüyorum.

Eminim meleğim dediğiniz oğlunuzun size ve hayatınıza büyük katkıları olmuştur. Alperen size neyi öğretti?
Meleğim bana sabırlı olmayı, sevgiyi, küçük şeylerle mutlu olmayı, ümidimi asla kaybetmemeyi , hayata hep pozitif bakmayı, azimli olmayı öğreterek hayatıma güzel değerler katmıştır. Tartışmalı ve yüksek sesli ortamlar otizmli bireylere yaramıyor bu tür ortamlarda daha da agresifleşiyorlar. Biz oğlumuz sayesinde yüksek sesle tartışılmayan, yüzlerin hep güldüğü huzurlu bir aile olduk. Alperen bize mutlu olmayı da öğretti..Bunun için de her zaman şükretmişimdir. Hayatıma katkılarına gelince bence meleğimin sayesinde sizin gibi bir çok gönlü güzel ve değerli dostlara sahip oldum…

KOÇ-DER başkanısınız ve derneği siz kurdunuz. Büyük bir açığı kapattınız ve çok önemli çalışmalar yapıyorsunuz. Yeni dönem için planlarınız neler?
Öncelikle derneğimizle ilgili güzel sözleriniz için şahsım ve KOÇ-DER Ailesi adına çok teşekkür ederim Tülay hanımcığım. Evet 2009 senesinde kurulan Kocaeli Otistik Çocuklar Derneği’nin kurucu başkanıyım.  Ben değil biz olarak sevgiyle ve inanarak bu yola çıktık. Ve sonuçta birbirimize kenetlenerek kocaman bir KOÇ-DER Ailesi olduk. 7. senemizi kutladığımız bu seneye kadar da bir çok güzel işlere imza attığımızı düşünüyorum. Özellikle de kuruluş amaçlarımızdan en önemlilerinden olan toplumda otizm farkındalığı ve otizmli ailelerimizin ve meleklerimizin yaşam kalitelerini bir nebze olsun arttırmak adına güzel  yollar kat ettiğimize inanıyorum..Tabii  daha yolumuz çok uzun. Bunun için de önümüzde bir çok hedeflerimiz var. Geçtiğimiz senelerde otizmli derneklerin genel olarak otizmli çocuklarımızın sağlık, eğitim konusunda olması gerekenler bir rapor halinde hazırlanarak  ortaklaşa meclise sunulan  OTİZM EYLEM PLANI  maalesef ki meclisten geçmedi. Bizler bunun çok önemli olduğunu bilerek bunun üzerinde çalışmak istiyoruz. Bunun dışında da tüm ailelerin en büyük korkusu bizden sonra çocuklarımız ne olacak sorusu için Kocaeli’de otizmli çocukların Ailelerinden sonra kalabilecekleri ve yaşamlarını sürdürebilecekleri bir YAŞAM KÖYÜ projemiz var.. Belki bu büyük bir hayal ama bizler hiçbir zaman ümidimi kaybetmeyeceğiz ve bir gün bu hayalimizin gerçekleştiğine inanıyoruz.

Annelik planladığınız ve istediğiniz bir şey miydi?
Tülay hanımcığım biz 1994 senesinde evlendik. Ve eşimle 2 sene dolu dolu yaşadık. Evet Alperen isteyerek ve planlanarak 1996 yılında dünyaya gelen bir bebekti. Hamilelik dönemim  çok güzel geçti. Çünkü ilk bebeğimizdi ve her şeyine çok dikkat ediyordum.  1998 yılında dünyaya gelen kızımız Ceren hiç planlamadığımız bir bebekti. Çünkü alperen hem çok huysuz bir çocuk olması  hem de  çalıştığım için daha çok erken olduğunu düşünüyordum. . Alperen ile ceren arasında 22 ay vardı. O zamanlar bayağı zorlanmıştım. Özellikle alperenin 1999 senesindeki otizm tanısından sonra çok zor günler geçirdim. Ama şimdi Yüce Mevlama binlerce şükrediyorum ki iyi ki kızım Ceren dünyaya gelmiş. O benim her şeyim. Aslında sadece benim değil Abisinin de her şeyi ….İyi ki varlar….

Anne olmak hayatınıza nasıl bir farklılık getirdi?
Yüce Mevlamın bana bu dünyada bakmam için bir melek emanet etmesiyle kendimi her zaman özel hissediyorum.  Çünkü ben seçilmiş bir anne olduğumu ve   bunun bir ödül olduğunu düşünüyorum.    Özel bir çocuk annesi olarak ta kendimi çok daha güçlü bir kadın olarak görüyorum . Çünkü bu güne kadar bir çok zorluklarla başa çıkmayı başardığımı düşünüyorum.

En çok hangi konularda zorlandınız?
Oğlumun eğitimi konusunda engellemelerden dolayı çok zorlandım. Özel bir meleğe sahip olduğum için “acaba ne günah işledin de bu çocuğa sahip oldun “diyen zihniyetlerle  zorlandım.  Yani anlayacağınız o dönemlerde çocuklarımdan çok toplumda engelleyenlerden zorlandım.

Keşke dedikleriniz varmı?
Oğlum için keşke dediğim hiçbir şey yok ama maalesef ki kızım için keşke dediğim olmuştur. Çünkü alperenin özel durumundan dolayı onunla daha fazla ilgilendiğim için kızımla yeteri kadar ilgilenemedim.  Aralarında da 22 ay olduğu için onun ne ara büyüdüğünün farkına bile varamadım. Onunla  çok daha fazla vakit geçirmeyi çok isterdim.

Beraber neler yapmaktan hoşlanıyorsunuz?
Alperenle beraber en çok birlikte yapmaktan hoşlandığımız şey arabamıza atlayıp KOÇ-DER Yaşam merkezimize gidip orada çayımızı demleyip birlikte vakit geçirmek….Kızımla ise kız kıza  olarak yemeğe gitmeyi , alışverişe gitmeyi ve dertleşmeyi seviyoruz.  Ailece ise hep birlikte yapmaktan hoşlandığımız şey de karaoke yapmak:))


Sizi en mutlu eden anı hatırlıyor musunuz?
Çocuklarımın mutlu olduklarını gördüğüm an benim de en mutlu olduğum anlardır….

Kendinizi nasıl bir anne olarak tarif edersiniz?
Tabii bunu cerene sormam lazım. Ama ben galiba  sevgi dolu, oldukça sabırlı, biraz fazla özverili, çocuklarıyla arkadaş gibi olmayı yeğleyen  ve  çocuklarının her şey den önce geldiğini düşünen bir anneyim.

Dernek faaliyetlerini sürdüren bir anne olmak nasıl bir duygu? Hayatınızı nasıl yönetiyorsunuz?
Tabii ki biraz yorucu ve hareketli oluyor. Ama ben özel çocuklarla birlikte olmaktan çok büyük mutluluk duyuyorum. Onların mutluluğunu görünce kendi yorgunluğumu unutuyorum. Ve daha fazla neler yapabilirim diye düşünüyorum.  Onların  benim için inanın Alperen’den hiçbir farkları yok. Ben çok planlı yaşayan bir anne değilim. Özel bir meleğe sahipseniz zaten fazla plan yapacak bir yaşantınız da  olmuyor. O an ne gerekiyorsa onu yaşıyorsunuz.

Anne adaylarına ve çiçeği burnunda annelere neler söylemek isterseniz.?
Annelik duygusunun Yüce Rabbim tarafından kadınlara verilen en büyük ödül olduğunu ve bu güzel duyguyu kurallar koyarak engellememelerini ve çocuklarıyla o an ne gerekiyorsa doya doya yaşamalarını ve onlarla daha fazla vakit geçirmelerini söylerdim

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder